Lev Tolstoy - Henri Troyat
Tolstoy karmaşık bir kişilik. Bir yandan eserleri ve düşünceleriyle dünyayı etkilemiş, müritler edinmiş büyük bir fikir adamı; diğer yandan kumara ve kadınlara düşkün, zaafları olan bir insan.

ömrü boyunca öğretisiyle yaşantısı arasındaki çelişkinin acısını çekmiş:
Evrensel aşkı yüceltirken evde karısına kötü davranan, yoksulluğu
öğütlerken lüks içinde yaşayan...
öğretinin yüceliği için
“kendi”ni yok etmeyi salık veren; ama “kendi”yle ilgili her fiziksel
sıkıntıyı defterlerine not etmeden duramayan biri.
Henri Troyat,
bu kadar kapsamlı bir Tolstoy biyografisi meydana getirebildiyse, bunu
büyük ölçüde Tolstoy’un kendini not etmeye düşkün olduğu günlüklere,
defterlere, mektuplara borçlu. Onlar sayesinde Tolstoy’un yaşamını kendi
ağzından dinler gibi, neredeyse dakika dakika takip edebiliyoruz bu
kitapta.
Ve kitabın esas kahramanı Tolstoy ise, onu bu sayfalarda
yeniden yaratan da, titiz çalışması ve usta kalemiyle Henri Troyat’dır.
Edebiyat
dünyasında bir Tolstoy mevcut olduğunda, bir edebiyatçı olmak kolay ve
hoş oluyor. Ve insan hiçbir şey yapmamış olduğunun, hâlâ da yapmamakta
olduğunun bilincinde olsa bile buna dayanabiliyor, çünkü Tolstoy herkes
için yaratıyor ve yapıtları, edebiyata bağlanan tüm ümitlere ve tüm
inançlara cevap veriyor.
ANTON çEHOV
| 115 okunma | 2010-07-01