|
|
Köy Enstitüsü Denilince Kitap Akla GelirSilivri’de en büyük dostumun kitaplar olduğunu yeri geldikçe yazıyorum.
8 Nisan Perşembe günü Sevgili Melih Aşık’ın penceresindeki “Güreli Kitaplığı” yazısını kesip ayırdım. Nail Ağabey 8 bin
parçadan oluşan 58 yıllık birikimini bir araya getirmiş ve Maltepe
üniversitesi’ne bağışlamış.
Her aydın bir kütüphane
demektir.
Onun bir ömürlük
birikimi, değeri geometrik olarak artan bir hazinedir.
8 bin parçanın içinde
Nail Ağabey’in Anadolu gezilerinden meslek röportajlarına, başka bir
yerde bulunamayacak kim bilir ne kadar özgün yapıtlar vardır.
Nail Ağabey, pek çok
aydının ihmal ettiği bir şeyi gerçekleştirmiş.
Maltepe üniversitesi
Güreli Kitaplığı’nı biz de buradan selamlamış olalım.
***
17 Nisan Köy
Enstitüleri’nin kuruluşunun 70. yılı. Köy Enstitüleri deyince benim
aklıma, eğitimde eşitlik ve kitap gelir.
Köy Enstitüleri’nin
kurulduğu yerleri haritada işaretleyince, 7 bölgeye yayıldığını
görürsünüz.
İşte dağılım:
Kırklareli - Kepirtepe,
Sakarya - Arifiye, Balıkesir - Savaştepe, İzmir - Kızılçullu, Aydın -
Ortaklar, Eskişehir - çifteler, İsparta - Gönen, Antalya - Aksu, Konya -
İvriz, Adana - Düziçi, Ankara - Hasanoğlan, Kastamonu - Gölköy, Samsun -
Akpınar, Kayseri - Pazarören, Malatya - Akçadağ, Sıvas - Yıldızeli,
Trabzon - Beşikdüzü, Erzurum - Pulur, Diyarbakır - Dicle, Van - Erciş,
Kars - Cilavuz.
Bu tablodan, her şey bir
yana, Türkiye’nin ortak kalkınması, bütün bölgeleriyle eşit büyümesi
çıkar..dı. Ne yazık ki Köy Enstitüleri bir kuşak bile yaşamadı. Ama o
ilk filizler hâlâ ardıllarını doğuruyor ve yeni kuşak Köy Enstitüleri
varlığını koruyor.
Köy Enstitüleri deyince
akla ilk kitap gelir, sözüm boşuna değil. Burada yetişen öğretmenler
Anadolu’daki görev yerlerine giderken kendilerine tahta bir bavul içinde
150 kitap zimmetleniyordu. Bu kitapları alacaklar, köy çocuklarına
okuması için bir düzen kuracaklar.
O öğretmenleri
yetiştiren Nazif Evren, karşılaştığı sorunlardan birini şöyle anlatıyor:
“öğrenciler
derse benden daha iyi hazırlanıyor. Onlara yetişmem bazen sorun
oluyordu!”
Köy Enstitüleri’nin
mimarı Hasan âli Yücel, bu okulların kuruluş mantığını, bir çırpıda
yüzlerce öğretmen yetiştirilmesinin gerekçesini anlatırken şöyle diyor:
“Bir
kişinin atacağı dev adımları değil, bir kişinin atacağı insan adımlarını
özlüyorum...”
***
Kitap deyince etkinlik
anlamında ilk akla gelen tabii ki Sevgili Deniz Kavukçuoğlu’nun
lokomotifliğinde kurumsallaşan kitap fuarları...
Kitabın bütün
taraflarını buluşturan kitap fuarlarının İstanbul’dan sonra İzmir, Bursa
ve Adana’da da yerleşmesi ne güzel. Ankara’da da kitabevi öbeklerini
daimi sergi olarak da görebiliriz.
İzmir Kitap Fuarı 15
yaşına girdi. İlk yılları anımsıyorum; İzmirliler kitaba olan ilgilerini
hiç kesmediler.
Yurtdışı kitap
fuarlarından dönenlerin gözlemlerini okuyorum. çoğunlukla görselliğin
üzerinde duruyorlar. özellikle çocuk kitaplarında görselliğin tümüyle
öne geçtiği vurgulanıyor. Dijital kitabın geleceği de tartışılan
konulardan. Ben, kâğıdın varlığını sürdüreceğini düşünüyorum.
Kitabın içerik
yelpazesine gelince...
25 yüzyıldır Homeros’u
geçen yok... Yüzlerce, binlerce kitap, Homeros’un İlyada’sından
doğmuş...
Bu da kitabın
ölümsüzlüğünü, sonsuzluğunu, zaman tanımazlığını göstermiyor mu?
Nail Güreli
Kitaplığı’na...
Köy Enstitüleri’ne...
15. İzmir Kitap
Fuarı’na...
Selam olsun!
Mustafa
Balbay
20
Nisan 2010
Cumhuriyet
Gazetesi | 247 okunma | 2010-04-22
|
|
|