İzmir'de İlkyaz...
Ankara’dan İzmir’e gelirken Salihli’de sıcaklık otuz dereceydi...
Gediz Ovası yemyeşil, erik ağaçları çoktan çiçeklerini açmış, ilkyaza “merhaba” diyordu...

Türkiye’nin en verimli topraklarında
üzümden pamuğa, zeytinden tütüne dek ürün veren Gediz Ovası ve Gediz
Irmağı...
Buralar bana çocukluk yıllarımı
anımsatır...
Beş saatlik bir yolculuktan sonra İzmir’e
girdim...
Gâvur İzmir cayır cayır yanıyordu.
Akşam
Kordonboyu’ndaki
kafelerin birinde
Serdar Kızık’la
kahvelerimizi yudumlayıp
Can Yücel
Sokağı’ndaki
“Miko”da
mola verdik.
İzmir bir Avrupa kenti.
Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeki tüm sokaklar
kafelerden geçilmiyordu...
İzmirliler yaşamayı sever.
özgürlüklerin yanındadır!
Kafede otururken
bir genç yanıma yaklaşıp sordu:
“Düşünceye kelepçe
vuran bir düşünce demokrasiyi nasıl olur da yaşam biçimi olarak
görebilir?”
Tutuklanan
gazetecilerden, aydınlardan, bilim insanlarından söz
ediyordu üniversiteli genç...
Türkiye’yi kuşatan gerici, ırkçı, tarikatçı yapılanma İzmirlilerin
gözünden kaçmıyordu...
Genç bunları söylerken içim titredi, üşüdüm
ilkyaz akşamında.
Masadan kalktık, yeniden
Kordonboyu’na çıktık Serdar’la...
Alsancak İskelesi’ne doğru yürürken
Ahmet Piriştina’yı anımsadım...
Ardından İzmirli şair dostum
Hidayet
Karakuş’un dizelerini mırıldandım:
“bir selam kadar
uzaksın şimdi
bir gül atsam perçemin
bozulur
sevdiğin türkülere çiy
düşer
çoğalır avuçlarının
kınası
.............
dağlardan bir yel eser
çeşmelere seni doldurur
sular seni bekler
serviler seni
bir yaprak düşer
kalbinin üstüne
bin yıl öteye özlem
sızar”
***
İzmir temsilcimiz Serdar Kızık, önceleri
“Cumhuriyet Gezi” şimdilerde ise
“Cumhuriyet Ege”de
çok önemli yazılar yazıyor, bir bakıma Ege’nin nabzını
tutuyor...
Umarım yakın bir zamanda tüm Cumhuriyet
okurları Serdar’ın yazılarını okuyacak...
Kızık’ın
“Yağma” başlıklı yazısını okuyunca düşündüm...
Serdar şöyle diyordu:
“Gözünü kâr hırsı
bürümüş
küresel
kapitalizm, insan gibi çevre ve
doğanın da canına okuyor. çevre talanı, doğa
yağması, dünya ölçeğinde katliama dönüşüyor. özellikle
yoksul ve
azgelişmişle, gelişmekte olan ülkelerde yağmanın
boyutu giderek artıyor. Türkiye’de de büyük bir yağma söz konusu...”
Serdar Kızık’a İzmir ve
Ege’deki yağma olayını sordum...
İşte Serdar’ın yanıtı:
“
Türkiye’nin yerüstü mal varlıklarını
özelleştirmeyle yabancılara satan AKP iktidarı şimdi gözünü yeraltı
kaynaklarına dikti.
çokuluslu ve
yerli taşeron şirketler için maden arama çalışmaları, çevresel etki
değerlendirilmesi kapsamı dışına çıkarıldı. çokuluslu altın avcıları ve
onların Türkiye’deki taşeronları doğa talanında en önde yer alıyor.
Şöyle
Efemçukuru’na, Bergama Ovacık’a,
Kozak Yaylası’na, Havran’a,
Erzincan İliç’e, Turgutlu’ya, Eşme’ye,
Trakya’ya, Tunceli Ovacık’a baktığımızda olayı
çok açık görebiliriz.”
Soygun ve vurgun!
İşsizlik ve yoksulluk!
Gediz ve
Söke Ovası’nda
perişan olan, banka borçlarını ödeyemeyen pamuk, üzüm, tütün, incir
üreticileri...
Kimse kırsal kesimin sorunlarını görmüyor!
Yaşamın burukluğu
düşsüz uykularımızı deliyor sessizce...
Karanlığın izinde aydınlığı arıyoruz ama bulamıyoruz.
***
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
Aziz Kocaoğlu, kenti daha çağdaş
yapmak için neredeyse 24 saat çalışıyor.
Tarihi havagazı fabrikasını kültür
merkezine dönüştürmüş...
Göztepe’deki
ESHOT garajını
Adnan Saygun Kültür
Merkezi yapmış...
Bilmem
Sasalı’daki
Türkiye’nin en büyük
Doğal Yaşam Parkı’nı gezdiniz mi? Bornova’daki
Homeros Parkı’nı gördünüz mü?
İnciraltı’ndaki kent ormanına
gittiniz mi?
İzmirli demokrasi ve özgürlükler tutkunu!
İzmirliler yaşamı seviyor... İzmirliler
Türkiye’de
barışın, kardeşliğin
gelişmesini akan kanın durmasını istiyor.
İzmirliler faşist değil...
İzmirliler özgürlükçü, Atatürkçü,
cumhuriyetçi, solcu, devrimci!
***
Hikmet çetinkaya
20 Nisan 2010
Cumhuriyet Gazetesi
| 202 okunma | 2010-04-22